Cumartesi, Ocak 19, 2008

19 Ocak 2007 – 19 Ocak 2008 Bir Cinayetin Ardından


Şehrin en işlek caddelerinde birinde o gün olacaklar aslında bir süre sonra neler olacağının da ipuçlarını veriyordu. Bu bir son değildi, bir başlangıçtı aslında. Zamana yayılmış bir planın uygulamaya geçirilmesi için uygun ortamın yaratılması gerekiyordu. “Psikolojik harekat” denilen o dahiyane buluş birileri sayesinde yine karşımızdaydı tüm endamıyla. “Sebat” apartmanının önünde toplanmış “sebat” ediyorlardı : “Bir gece ansızın gelebiliriz” diye. Bu yetmemiş olacak ki tüm basının karşısında şu sözleri söylüyorlardı: “bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir “.

Şehrin en işlek caddelerinden biriydi. Tüm basın oradaydı…Ama…

Tüm basın oradaydı ama tek bir satır yoktu bu olay hakkında o güne dair gazetelerde, radyolarda. Mezhebi geniş olanlar anlaşılan “es” geçmişti bu haberi. Sorumlu gazetecilik en son sıradaydı anlaşılan vicdan listelerinde. Kalemler susmuş, kulaklar tıkanmış, yüzler başka yöne çevrilmişti…

Görünen köy klavuz istemiyordu ve hiç bir şey tesadüf değildi bu topraklarda. 2006 yılının başlarından itibaren bilinçli bir şekilde yükseltilen “milliyetçi dalga” önüne geleni ezip geçecekti. Farklı olan herşeye “düşmanca davranma” adettendi buralarda.

Şiddeti bir ifade biçimi olarak benimsemiş kitleler, “farklı” bir düşünceye karşı bilindik tepkilerini veriyorlardı. Fikre fikir ile karşılık vermeyi öğrenemedik bu topraklarda..

Önce tehditler geldi. “ya sevilecekti vatan ya terk edilecekti”. Vatanseviciler böyle buyurmuştu. Herşeyi “siyah-beyaz” bağlamında gören, “griye” yabancı bir topluluktan başka şey beklenmiyordu bu topraklarda.

Sonra mahkemeler başladı. “Savcı bey, arkadaşa bir porsiyon 301″ nidaları arasında ilkokul mezunu her vatan evladının okuyup anlayacağı bir yazıyı okumayı becer(e)mediler. Bilirkişinin “suç unsuru yoktur” raporuna rağmen “suç unsuru” buldular, hedef yaptılar onu. Doğru ya.. Sahnede senaryo değiştirilmez, bilirkişi raporları da kaale alınmazdı bu topraklarda.

Sonra…Artık vakit gelmişti. Senaryo yabancı değildi bizlere. Daha önce de izlemiştik biz bu sahneleri. 17′lik bir delikanlı Anadolu’dan bulunacak, eline silah verilecek ve vatan için “öldür” denilecekti. (Bir Gazetecinin Önlenebilir Ölümü Üzerine) Ardından ondan bir kahraman yaratılacaktı ki ilerde yeni görevleri yerine getirmeye hazır birileri daima bulunulabilsin.

Bugün 19 Ocak 2008. Tam bir yıl geçti. Hergün yeni bir “ihmal” belgesiyle karşılaştık. Hergün daha derin “birşeylerin” olduğu gün yüzüne çıktı. Yama tutmaz bir hale geldi olay. Gizli bir el, bir yamayı kapatmaya çalıştıkça başka yamalar patladı dört bir yandan.

Şimdi aydınlık bir ülke hayalinin peşinden gitme zamanıdır. Şimdi adalet isteme zamanıdır. Şimdi hayatları hoyrat eller tarafından alınmış insanlar için sessiz bir yürüyüş zamanıdır. Şimdi barbarlara “dur” deme zamanıdır…

Adalet için….

Erhan Ekici

Hiç yorum yok: